Yeni medyanın ortaya çıkışı ve sosyal medya kanallarının, habercilik açısından en önemli platformlardan biri hâline gelmesiyle birlikte, dijital haber merkezleri internet üzerinden yayın yapma ve dijital reklamcılıktan gelir elde etme modeline ağırlık vermeye başladı. Haber okuma alışkanlığındaki bu değişim, sosyal medya platformlarını kesintisiz bilgi akışının gerçekleştiği bir “içerik şelalesine” dönüştürdü. Bu denli yoğun kullanıcı-içerik etkileşimi, sosyal medya platformlarını reklamcılar açısından da bir numaralı pazar konumuna getirdi.

Böylece, tüm yayıncıların sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanması dolayısıyla oluşan bu yoğun bilgi akışı, üretilen içeriklerin okuyucuya ulaşması noktasında da sınırlamalara yol açtı. Her gün yüzlerce haber ve içerik paylaşımı arasında hedef kitleye ulaşabilmek için basın kuruluşları çeşitli yollara başvurmaya başladı. Tam bu noktada ‘clickbait’ olarak adlandırılan ‘tık tuzağı’ başlıklar ve fotoğraflar, yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. Okuyucunun habere veya içeriğe ilgisini çekmek ve merak uyandırmak için kullanılan bu başlık yöntemi, habere dair mümkün olduğunca az bilgi vererek okuyucuyu haber linkine tıklayıp okumaya teşvik etmek için kullanılıyor.

Bu yöntem, her ne kadar birçok gazete tarafından aktif şekilde kullanılsa da, okuyucular tarafından tepkiyle karşılaşıyor.

Bu tepkilerden yola çıkan bir Twitter kullanıcısı, ‘haber alma hakkını’ savunmak için bir inisiyatif kurma kararı alır ve ‘Limon Haber’ ortaya çıkar. 2016’da kurulan hesap, 2019’da 65 bin takipçiyi geçmiştir.

Okuyucular gördükleri tık tuzağı başlıkları bu hesaba bildirir ve haberin içeriği paylaşımda özetlenerek, tık tuzağına ‘limon’ sıkılır. Twitter‘da popülerliği her geçen gün artan Limon Haber’in yöneticisi ‘Cassey Jones’ ile bu mücadelenin hikâyesini ve geleceğini konuştuk.

  • Limon Haber Twitter’da 65 bin takipçiye ulaştı, birçok kullanıcıya hitap eden ve sıkıkla etkileşim alan bir kanal oldu. Peki, bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Herkes gibi ben de gazetelerin tık tuzağına tepkili olduğum için, kişisel hesabımda bu şekilde önüme düşen haberler gördüğümde alıntılayarak içeriğini yazıyordum. Bir gün şakayla karışık “Bu gidişle sırf bunun için ayrı bir hesap açacağım” dedim. Sonra aynı gün Twitter’da bir anket yaptım ayrı hesap için. Anketten “Ayrı hesap aç” sonucu çıkınca da Limon Haber hesabını hemen o gün açtım. Tarih, Nisan 2016.

  • Limon Haber ne yapar? Nasıl bir metodoloji izliyor?

Limon Haber, gazetelerin, haber platformlarının vs. Twitter’daki tık tuzağı içeren tweet’lerini alıntılayarak en net şekilde içeriğini paylaşır, okuyucuyu o tık tuzağına düşmekten, o linklere tıklamaktan kurtarır. Bunu da tamamen gönüllü olarak, herhangi bir ticari kazanç beklemeden, sırf keyif aldığı için yapar. Yani dümdüz amme hizmeti.

Metodoloji konusu esasen biraz karışık. Zira çok fazla parametre var aslında kafamda haber paylaşırken. Limon’u her siyasi görüşten, her inançtan, inançsız çok geniş bir okuyucu kitlesi takip ediyor. Dolayısıyla öncelikle tarafsız bir yayın anlayışını sürdürmek durumunda. Twitter’a giriyorum, önüme düşen haberlere bakıyorum. Tık tuzağı içermeyenleri geçiyorum. Tık tuzağı içerenlerde haberi seçiyorum. Magazin haberlerine zaten girmiyorum. Sonra haberin önemine bakıyorum. Görselinden üç aşağı beş yukarı anlaşılan, tahmin edilen haberleri geçiyorum.

Konu itibarıyla merak uyandırıp uyandırmayacağını düşünüyorum. Uyandırmayacağına kanaat getirdiklerimi geçiyorum. Özellikle siyasi, politik haberlerde haberin veriliş diline bakıyorum. Kendi siyasi görüşümle birebir örtüşüyor olsa bile eğer haber dili manipülatif, provokatif, yönlendirici, yoruma dayalı itham içeren bir üslup taşıyorsa, o haberi geçiyorum. Çünkü Limon her ne kadar sadece haber içeriği paylaşıyor olsa bile haber, okuyanda yargı/hüküm uyandırabilen bir olgu. Dolayısıyla işin doğasında bir propagandist yan var. Haber başlığı, herhangi bir yargı veya itham barındırmadan, yorumsuz bir şekilde yazılmışsa ancak o haberi veriyorum.

Yine Limon’un taraflı durmaması, propaganda aracı haline gelmemesi için siyasi haber paylaşımında bir denge gözetmeye çalışıyorum. İki tarafın haberi de dengeli bir şekilde gitmek zorunda ki, Limon Haber bir tarafın aracı konumuna düşmesin. Çoğu zaman kendi görüşüme ters düşen haberleri de veriyorum. Mümkün mertebe son yarım saat içinde paylaşılmış haberleri veriyorum. En fazla bir saat öncesine kadar çıkıyor bu süre. Daha eski haberleri, zaman tüneli kirliliği yaratmamak adına vermiyorum. Bir de alet olmak istemediğim kadın bedeni sömürüsü, nefret söylemi gibi konular var. Bu tarz haberler de filtreme takılıyor. Tık tuzağı içerse de bunların paylaşımına katkıda bulunmak istemiyorum.

Bir de şöyle bir şey var: pek çok okurun, örneğin akşam işten geldikten sonra Limon Haber profiline girerek günün hızlıca özetine baktığını, tık tuzağı içeren haberleri eleyerek haber okumaya başlamak istediğini biliyorum. Hatta sırf Limon’u takibe alarak diğer pek çok haber hesabını takip etmeyi bırakan bir kitle var. Bunu da göz önünde bulundurup “Şu haberi vermeliyim, Limon’un günlük arşivinde yer almalı” diye düşünerek verdiğim haberler oluyor. Yani 10 saat sonra Limon’un sayfasında dolaşacak okuru da hesaba katıyorum.

Ek olarak okuyucunun zaman tünelini çok da kirletmemek adına ya paylaştığım haberler arasında süre olmasına dikkat ediyorum ya da çok kısa aralıklarla haber geçmek durumunda kalmışsam haber sayısını az tutuyorum. Bir de hep aynı gazetenin haberini peş peşe çok sayıda vermemeye çalışıyorum. Özellikle düşük tirajlı gazetelerde daha çok dikkat ediyorum buna. Sanki özel garezimiz varmış gibi anlaşılsın istemiyorum.

Bunların haricinde bir de okurların Limon’a gönderdiği, Limon’un da paylaştığı haberler var. Aslında burada da yukarıda saydığım tüm filtreler geçerli oluyor. Gelen her haberi de paylaşamıyorum. Paylaşacağım haberi de mutlaka açıp kontrol ediyorum önce. Zira kimi zaman troll’leme girişimleri oluyor. Kimi zaman da okur dikkatli okumamış olabiliyor haberi, kötü niyetli olmamakla birlikte yanlış bilgi verebiliyor. Bunun da önüne geçmem gerekiyor.

Bütün bu mekanizma aynı anda işliyor kafamda ve aslında çok kısa bir zaman diliminden bahsediyoruz. Şimdi fark ettim; bunları düşünüp sayarken bile yoruldum.

  • Sizin deyiminizle hangi haberlere ‘limon sıkılıyor’?

Magazin içermeyen, toplumu ilgilendiren, toplumu esasen ilgilendirmese bile yazılış itibarıyla merak uyandıran; siyasi, güncel, ekonomik, spor haberlerine limon sıkılıyor.

  • Limon Haber hesabı nasıl idare ediliyor? Kaç kişi yöneticilik yapıyor? Bir mesaisi var mı? Cassey Jones’un özgeçmişi nedir?

Limon Haber’i Cassey Jones olarak tek başıma yönetiyorum. Benim dışımda yöneticilik yapan kimse yok. Belli bir mesaisi de yok. Habercilik gibi tıpkı; 24 saat esası üzerinden devam eden bir iştir habercilik, Limon da tam olarak öyle. Hatta haberlerine ‘limon sıktığım’ editörlerden daha fazla bile çalışıyorum ben. Onlar mesaiyi tamamlayıp işi arkadaşlarına devrederek çıkıyorlar, sonrası gelenin problemi. Ben diğer gelenle de devam ediyorum.

Şöyle idare ediliyor Limon: Sabah kalkıp güne başladıktan sonra ilk fırsatımda hemen Limon’u açıyorum. Önce okuyucudan gelen haberlere bakıyorum. Paylaşmayı gerektirenleri paylaşıyorum. Bu aralar çok erken de kalkmadığım için sabah erken gelen haberlerin üzerinden çok saat geçmiş oluyor, onları mecburen es geçmek durumunda kalıyorum. Sonra kendim haber paylaşımına geçiyorum. Tabii asıl işim Limon olmadığından, kendi işlerimle de ilgilenmem gerekiyor. Gün içinde fırsat bulduğum her an Limon’a giriyorum; iş aralarında, yolda yürürken, bir yerde otururken, markette sıra beklerken, yemek yaparken…

Yakaladığım her fırsatta birkaç dakika için bile olsa Limon’a girip haber paylaşmaya çalışıyorum. Hatta çoğu zaman o fırsatı kendim yaratıyorum. Arkadaşlarımdan, misafirlerimden “Çok kısa Limon’a bakmam gerek, affedersiniz” diyerek izin istediğim oldu, oluyor. Tabii Twitter’da anonim kimlikle bulunduğum için, etrafımda herkes bu kimliği bilmiyor.

Limon’un bildirimleri telefonumda açık. Okurdan haber geldiğinde telefonuma bildirim geliyor. Görür görmez hemen açıp haberi kontrol ediyorum ve paylaşılacak türden ise hemen paylaşıp çıkıyorum -ki bu aslında çok rahatlıyor beni. Yardımcı olan herkese çok çok teşekkür ederim.

Cassey Jones’un özgeçmişi… 1976 İstanbul doğumluyum. İstanbul’da uzun yıllar bölgesel basında çeşitli kademelerde çalıştım. Köşe yazarlığı yaptım. Daha sonra hem mesleği hem de İstanbul’u bırakarak 2 sene önce Muğla’nın bir kasabasına taşındım. Burada freelance işler yapıyorum. Aynı zamanda eski bir Ekşi Sözlük yazarıyım. Zaten Cassey Jones da Ekşi Sözlük’te kullandığım rumuzumdu. O rumuzla açtığım Twitter hesabını kullanıyorum. Anonim kalmayı tercih ettiğim için de şimdiye dek hiçbir röportajımda açık kimliğimi kullanmadım. Yeteri kadar ünlü var ülkede, bir de ben eklenmesem de olur.

  • Hesabın açıklama kısmında Patreon üyeliğiniz olduğu görülüyor. Limon Haber’in finansmanı nasıl sağlanıyor? Gönüllülük esaslı bir iş mi bu, yoksa bir kârlılığı söz konusu mu?

Limon Haber’in herhangi bir finansmanı yok. Hiçbir maddi getirisi, kazancı yok. Böyle bir amaçla da kurulmadı zaten. Hatta birçok okur, belli bir takipçi sayısını geçtikten sonra arada Limon’un reklam almasına hoşgörü göstereceklerini söylediklerinde de itiraz ettim. Bu, tamamen gönüllülük esasına dayalı, belki de biraz deli işi.

  • Limon Haber’in geleceği için neler düşünüyorsunuz? Bir twitter hesabı olarak mı kalacak yoksa uygulama, web sitesi vb. atılımlarınız olacak mı?

Aslında Limon’u ilk açtığımda Twitter dışında bir yere taşımayı, farklı bir mecrada büyümeyi amaçlamıyordum. Okur sayısı 20 bini geçtiğinde, uygulama talebiyle veya önerisiyle gelen, uygulama düşünüp düşünmediğimi soran çok sayıda okur oldu. Hiçbir şekilde düşünmediğimi belirtiyordum. Limon, benim ciddi anlamda çok zamanımı alıyor. 2 bin takipçili dönemde çok sorun etmiyordum bunu. Dört, beş saat haber paylaşmadığım zamanlar oluyordu; ancak okur sayısı arttıkça üzerime ciddi bir sorumluluk da binmeye başladı. Aslında tamamen kendi kendime yüklediğim bir sorumluluk bu.

50 bin kişilik bir kitle, tık tuzağı barındıran haberin içeriğini bekliyor. İki saat yazmasam “Admin neredesin?” gibi sorular alıyorum; fakat bir yandan da hayatımı idame ettirebilmem için yapmam gereken işler var. Orada şunu düşündüm: Eğer Limon’un bir geliri olursa, elimdeki işleri kademeli olarak bırakıp Limon’a daha fazla zaman ayırabilirim. Bir web sitesi kurup daha geniş bir alandan, Twitter’ı da aynı şekilde sürdürerek okura haber sunmayı düşündüm; ama tüm bunlara zamanım yok. Ciddi anlamda zaman ve emek gerektiren bir iş bu. Patreon hesabını da aslında tam bu amaçla o dönem açtım -ki öncesinde yine çok sayıda okurun “Aç bir hesap, destekleyelim” demesine rağmen reddettiğim bir şeydi. Patreon’a sadece 7 kişiden destek gelince, hiç öyle bir yola çıkmamam gerektiğini gördüm. Rafa kaldırmıştım o başka mecralar işini.

Yakın zamanda yazılımcı bir arkadaşla uygulama fikri üzerine konuştuk. Konuyla ilgili Limon Haber hesabından anket açıp okurlara da fikrini sordum. Çok güzel öneriler geldi. Bunların hepsini tek tek not ettim. Okurla birlikte şekillendireceğimiz bir uygulama olsun istedim

Şimdilik çok net bir şey söyleyemiyorum Limon’un geleceğiyle ilgili. Şu an için Twitter’dan yürüyor. Sonrasını zaman ve şartlar gösterecek.

  • Sizce Limon Haber neden bu kadar popüler oldu? Takipçi kitlenize bakıldığında oldukça paylaşımcı olduğu retweet’lerinizden rahatlıkla görülebiliyor. Bunu nasıl başardınız?

Limon Haber’in popüler olmasının birkaç nedeni var. Birincisi, gerçekten bir ihtiyaca cevap verdi. Okuyucu o tık tuzaklarından öylesine bunalmış ki, deyim yerindeyse ilaç gibi geldi Limon. Saçma sapan foto galeri gezmeden, reklamlar arasında sekmeden, başlığıyla içeriği alakasız haberlerde sinir krizi geçirmeden, herhangi bir linke tıklamayıp o an bulunduğu mecrada kısa ve net haber okuma imkanı verdi öncelikle. Bir diğer neden de dili. Zaman zaman kullandığım mizahi dil, aynı zamanda eğlenerek haber okumasını sağladı okurun.

Kimi zaman da doğrudan okuyucunun kendisiyle girdiği diyaloglar, yanıtlar da samimi bir hava verdi, sanıyorum bir neden de bu. Bir başka neden, başta da belirttiğim tarafsızlık ilkesi. Herhangi bir propaganda kaygısı gütmeden sadece haber içeriği veriyor Limon ve bu durum okurun çok hoşuna gidiyor. Bu konu öyle bir hâle gelmiş ki, insanlar ilk başta haklı olarak ihtiyatlı yaklaşıyorlar. “Bunun arkasında kim var? Kime, neye hizmet ediyor?” gibi sorular dolanıyor okurun kafasında. Zamanla, takip ettikçe, tanıdıkça anlıyorlar içerik paylaşımı dışında bir amaç gütmediğini. Bu da güven duygusu uyandırıyor.

Bir diğer neden de devamlılık. Her gün ve mümkün olan en kısa aralıklarla, aksatmadan haber paylaşılması da bu da popülarite de etken. Bir başka neden, okurlardan gelen haberlerin de paylaşılması. Böylelikle tek taraflı bir etkileşim yerine kolektif bir ruh ortaya çıkıyor. Okurun en azından bir bölümü, Limon’un bir parçası olarak görüyor kendini. Tabii bu, yazın çok yoğun çalıştığım dönemde haber yazmaktan çok okur haberlerini paylaştığım için kimi okurların tepki göstermesine ve takibi bırakmasına da neden oldu. O yüzden şimdilerde onu da dengede tutmaya çalışıyorum.

Bunu nasıl başardım? Vallahi ben hiçbir şey başarmadım, her şey kendiliğinden gelişti. Limon’un ilk zamanlarında 150-200 takipçisi vardı. Çoğu da Cassey Jones hesabından gelen takipçiler ve arkadaşlarım. Aslında o zaman şimdikinden çok daha komik veriyordum haberleri; çünkü herkes tanıdık olduğu için istediğim gibi pervasızlaşabiliyordum. Sonra sonra sayı 2 binlere çıkınca tanımadığım insanlardan da etkileşim gelmeye başladı.

Sonra ilk kez bir okur Limon’a haber gönderdi ve ben ne yapacağımı bilemez vaziyette ekrana baktım bir süre. Beklediğim bir şey değildi. Planlı programlı bir şey hiç değildi. Ya okuru hiç karıştırmadan kendim tek elden devam edecektim ya da o haberi paylaşacaktım. Telefonu kapatıp düşündüm bir süre. Buna diğer okurların tepkisi ne olur, kestiremiyorum. Sonu nereye gider hiç bilmiyorum. Sonra dedim ki kendi kendime, “Babacım sen TRT misin yaa? Holdingin kurumsal hesabı mısın? Neyi ciddiye alıp da kastın bu kadar?” Zaten her türlü fırlamalığı yapıyorum haber paylaşırken. “Ver gitsin” dedim. Öyle olunca bu sefer diğer okurlar da katıldı.

Bir de bu işi tek başıma yaptığımı öğrendiklerinde “Adam cengaver gibi tek başına savaşıyor koca basına karşı. Olmaz böyle. Yetişemez. Yardım edelim” dediler. Aynen de bu cümlelerle söylediler. Sonra da devamı geldi zaten. Yani işin bu kısmı, tamamen okurun kendisinden kaynaklandı. Ben sadece o gün doğru kararı vermiş oldum.

  • Haber siteleri size nasıl bakıyor? Hiç herhangi bir siteyle sorun yaşadığınız oldu mu? Olduysa bu konuda nasıl bir tutum izliyorsunuz?

Haber siteleri bize pek de hoş bir şekilde bakmıyor. Sonuçta hit’lerini düşürüyoruz. Bu nedenle de engelleyen gazeteler oldu: Habertürk, Cumhuriyet, Sözcü ve İHA’da engelliyiz. Sabah, ABC ve Gerçek Gündem de engellemişti ama onlar daha sonra kaldırdılar engeli. Bunun dışında herhangi bir iletişim falan olmadı. Engelleyen gazetelerin haberlerini, başka bir hesaptan ekran görüntüsü alarak veriyorum. Dolayısıyla engelin bir anlamı olmadı. Hatta aksine, Limon’a girmeden önce engelleyenleri takip ettiğim hesaba girip ilk önce onların haberini veriyorum. Böylelikle daha fazla haberlerine ‘limon sıkıyorum’. Ayrıca okurlar da onların haberlerini yolluyor Limon’a, onları paylaşıyorum.

  • Bir çeteleniz var mı? En çok ‘limon sıktığınız’ haber siteleri hangisi?

Aslında özel olarak tuttuğum bir çetele yok. Ara ara istatistiklere bakıyorum sadece. Gereksizce iyi bir hafızam var, hele de haber konusunda. En çok ‘limon sıktığım’ haber siteleri dönem dönem değişiyor.

Bir dönem açık ara CNN Türk öndeydi mesela. Oda TV, Ulusal Kanal, Medya Tava gibi gazetelerin neredeyse istisnasız tüm haberleri tık tuzağı olduğu için aslında hepsini vermeye kalksam diğerlerine sıra gelmez. Başta belirttiğim aynı gazetenin peş peşe çok sayıda haberini vermemek adına girmediğim için listenin başına demirbaş olarak oturmuyor bu gazeteler.

Son dönemde Cumhuriyet’in performansı göz dolduruyor. Maşallahları var yani tık tuzağı konusunda. ABC ve Gerçek Gündem de fena değiller, “Yeter bu kadar” demesek onlar da sık sık okurun önüne düşecek.

Hürriyet zaten malum.  Ana akım içinde Habertürk’le birlikte başı çekiyorlar çok ‘limon sıkılan’ gazeteler olarak. Bir de Sabah’ı anmadan geçmeyelim. Milliyet’in ilginç bir grafiği var. Editöre bağlı değişiyor herhalde. Bir süre doğru düzgün gidiyor ve birkaç saat hiç vermiyorum, sonra bir başlıyorlar, peş peşe tık tuzaklı haberler geliyor.

Yani listesinin en sonuyla en başı arasında hızla dolanan tek gazete diyebilirim. Sözcü var sonra. Aslında 2-3 gazete hariç hemen hepsi var da, bunlar en çok ‘limon sıkılanlar’.

  • İnsanlar sizce neden tık tuzağı başlıklardan rahatsız oluyor?

Çünkü aptal yerine koyulduklarını, kandırıldıklarını hissediyorlar haklı olarak. Abuk sabuk bir soruyla sizi siteye çekiyorlar. Ya içerik başlıkla alakasız çıkıyor ya o sorunun yanıtını alabilmek için yığınla foto galeri arasında geziyorsunuz ya sorunun aslında doğru düzgün bir yanıtı olmuyor ya da basitçe tek kelimelik bir yanıt için linke tıklamak durumunda kalıyorsunuz. Hem zamanınız gidiyor hem de eğer wireless bağlantınız yoksa telefonun internet paketini harcıyorsunuz yok yere.

“Flaş gelişme” gibi iddialı bir söylemle girdiğiniz sitede bırakın flaş’ı, doğru düzgün bir gelişme olmadığını gördüğünüzde siniriniz bozulur elbette. “Dalga mı geçiyorsun bizimle?” diyor okur ve evet, tam anlamıyla dalga geçiyorlar.

Geçen gün Posta gazetesinin verdiği haber; “Kibar Feyzo filminde Kemal Sunal’ın arkasında duran asker bakın kim çıktı?” Soru böyle gelince, tanıdık bir isim olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa o dönem gerçekten de askermiş ve set güvenliğinden sorumluymuş, terhis olunca da gitmiş. Herhangi birisi yani. Bu ne şimdi?

Hürriyet’ten son örnek: “Depremleri bilen adam Türkiye için tarih verdi!” Haber, foto galeri. 7-9 Mart arası Dünya’da 7 ve üzeri büyüklükte deprem beklediğini söylemiş. Yer belirtmiyor. Galeride ilerliyorsunuz, adamın önceki bir röportajında “Sırada Türkiye mi var” sorusuna “Evet, olabilir. Olmayabilir de” dediği yazıyor. Ee? Nerede var Türkiye için tarih verdiği? Açıkça yalan söyleyerek uzun bir foto galeride gezdiriyorlar sizi. Rahatsız olmaktan ziyade öfke uyandıracak bir şey bu.

  • Peki bunun bir alternatifi var mı? Haber kuruluşları nasıl tık tuzağı başlıklardan kurtulabilir?

Tık tuzağının tek amacı sitenin hit’ini artırıp reklam göstererek para kazanmak. Okurun siteye gelmesi, sitede daha fazla zaman geçirmesi için yapılıyor bu. Sekiz tane gazetenin tweet’te verdiği bilgiyi bir diğeri tık tuzağı olarak verdiğinde, diğer gazetelerden en az birini takip eden okur zaten o tuzağa düşmüyor. Verdiğiniz de zaten bütün gazetelerde olan haber.

Bunun alternatifi çok kolay. Özgün içerik üretirseniz, okuru çekmek için tık tuzağına ihtiyaç duymazsınız. Türkiye’de konu mu yok? Sorun mu yok? Eskiden, araştırmacı gazetecilik denen bir şey vardı. Son zamanlarda hiç böyle bir şey görüyor musunuz doğru düzgün? Okurun ilgisini çekecek içerik üretirseniz, okuru zaten uzun süre sitede tutarsınız.

Elli yıldır girdiği evdeki okurun sadakatini kaybetmiş gazeteler çareyi tık tuzağında arayacağına okur sadakatini nerede, ne zaman, niçin kaybettiğini düşünse, zaten böyle bir şeye ihtiyacı kalmayacak.

Onlar bu politikaya devam ettiği sürece Limon Haber’in takipçisi artacak. 100 kişiyle başlayan Limon 8 ayda 2 bin, 2 yılda 30 bin, üç yılda 65 bin takipçiye ulaştıysa bu sayı giderek artacak demektir. Limon, birkaç yüz bin takipçiye ulaşsırsa, o zaman zaten mecbur değiştirecekler bu tarzı.